Ear Food of the Week #2

Teknoloji çok hızlı gelişiyor; Yaşantılarımız, günlük rutinlerimiz inanılmaz bir hızla değişiyor. Hiç bir sene, bir öncekine benzemiyor. Ama hâlâ, bütün medeniyetin bir adım daha ileri gidebildiğini anlamanın en net yolu bütün evrene ulaşmak için attığımız minik adımları izlemek.

Geçtiğimiz hafta Rosetta, boşlukta korkunç bir hızla ilerleyen bir kuyrukluyıldıza yetişmeyi başardı. Bunun neden akıl almaz bir başarı olduğunu mutlaka bir yerlerde okumuşsunuzdur. Yine de şu cümle ile özetleyelim:

Rosetta’nın yaptığı şey aslında, kozmik bir mermiyi yakalamak gibi. Henüz evrenin bir çok sırrına vâkıf olamasak da, doğru hesaplamada mükemmelliğe ulaştık. (-Reddit)

Post-Rock, bana hep evrenin karmaşa içindeki düzenini, sonsuzluğunu ve ihtişamını anımsatan bir müzik tarzı. Bu hafta haberleri okurken aklımda bir sürü güzel şarkı dönüp durdu. Bu, onlardan biri.

Bu haftaki ruhgıdamız, Caspian’dan Hymn For The Greatest Generation.

“Yıldızları seviyorum. Sonsuzluğun yansıması gibiler, sanırım. Yani aslında, sürekli yanıyorlar, sönüyorlar, kül oluyorlar. Ama şu an olduğum yerde, sanki öyle değilmiş gibi davranabilirim… Sonsuza kadar varolacaklarmış gibi. Yaşamak bir göz kırpıştan daha uzunmuş gibi. Tanrılar gelir, tanrılar gider. Ölümlüler bir an parlar, sonra sönüp yok olur. Dünyalar kalıcı değil; ve yıldızlar, galaksiler karanlıkta çakan ateşböcekleri misali, sürüklenip sonunda toza dönüşür. Ama bunu bilmiyormuş gibi yapabilirim.”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *